!!! Bu yazımız çok uzun bir yazı teknik anlamda bir çok prensip burada işlenmiştir !!!
Bölüm 1: Uçuş Prensipleri (Principles of Flight)
Bu bölümde, uçağın tasarım teorilerinden ziyade; bir pilotun kokpitte kumanda girdileriyle bu fiziksel kuvvetleri nasıl yönettiğini ve uçağın “nasıl uçtuğunu” operasyonel bir perspektifle inceleyeceğiz. ✈️
1. Kuvvetlerin Dengesi ve Vektör Analizi 📐
Geleneksel eğitimlerde uçuşun dört temel kuvveti (Taşıma, Ağırlık, İtki, Sürükleme) sabit ve basit birer ok olarak gösterilir. Ancak gerçek operasyonda bu kuvvetler sürekli bir değişim ve bileşke (component-forces) halindedir.
- Dinamik Denge: Sabit süratli (constant IAS) bir uçuşta denge; sadece kanat taşımasıyla ağırlık arasında değil, motor itkisinin dikey bileşeni, stabilizatörün yarattığı aerodinamik yük ve manevra sırasında oluşan “g” yüklerinin toplamıyla sağlanır.
- Vektörel Yaklaşım: Pilot için önemli olan kuvvetin mutlak değeri değil, kumanda girdisinin bu kuvvet vektörlerini nasıl yönlendirdiğidir. Unutulmamalıdır ki bu kuvvetler yere göre değil, uçağın mevcut yönelimine (attitude) göre etki eder.
2. Aerodinamik Taşıma: Newton ve Bernoulli İş Birliği 🌪️
Taşıma kuvveti, uçağın içinden geçtiği hava kütlesini (mass-of-the-air) yer değiştirmeye zorlamasının bir sonucudur.
- Kütle Değişimi (Mass Displacement): Kanadın altındaki ve üstündeki hava kütlesinin dinamik olarak bölünmesi, basınç farkı yaratarak reaktif bir kuvvet oluşturur.
- Hücum Açısı (AoA): Taşımanın anahtarıdır. Kanadın serbest hava akışıyla yaptığı açıdır. Kritik hücum açısı aşıldığında laminer akış bozulur ve uçak stall (perdövites) olur.
- İndike Hava Sürati (IAS): Pilotun kokpitte gördüğü basınç hızıdır. Bu hız, kanadın ne kadar hava kütlesiyle karşılaştığını (mass encounter rate) belirler.
3. Motor İtkisi ve “Component-Lift” Kavramı 🚀
Motor sadece uçağı ileri itmez, aynı zamanda uçağın dengesine ve taşımasına doğrudan katılır.
- Tractor vs. Pusher: Motorun ağırlık merkezinin önünde (tractor) veya arkasında (pusher) olması, kumanda karakteristiğini tamamen değiştirir.
- Thrust Component-Lift: Uçağın gövdesi belirli bir açıyla (nose-up) uçtuğu için motorun itki vektörü yukarı doğru bir bileşen oluşturur. Bu, toplam taşıma kuvvetinin bir parçası haline gelir.
- Excess Thrust (Fazla İtki): Düz uçuş için gereken itkiden fazlası, uçağın tırmanmasını veya hızlanmasını sağlar.
4. Stabilite, Moment ve Denge ⚖️
Uçak, tasarım gereği kendi kendini dengelemeye meyillidir. Pilotun görevi bu dengeyi bozmak veya muhafaza etmektir.
- Basınç Merkezi (CP) ve Ağırlık Merkezi (CG): Tüm kuvvetler bu noktalar etrafında moment oluşturur.
- Moment Kolu (Moment Arm): Gövde, yatay stabilizatör ve motor için bir kaldıraç kolu görevi görür.
- Trim Yönetimi: Pilot, “hands-off” (eller serbest) uçuşu sağlamak için stabilizatör üzerindeki yükü ayarlayarak uçağı belirli bir IAS değerine sabitler.
5. Enerji Yönetimi (Energy Management) 🔋
Uçuş aslında bir enerji dönüşüm sürecidir. Pilot, motorun sağladığı potansiyel enerjiyi (yakıt), uçağın kinetik enerjisine (momentum) veya potansiyel enerjisine (irtifa) dönüştürür.
- Enerji Takası: İrtifa kazanmak için sürat (kinetik enerji) harcanabilir veya sürat kazanmak için irtifa (yerçekimi bileşenli itki) kullanılabilir.
⚠️ Operational Note: Bir uçak stall olduğunda “uçmayı” bırakır ve bir “kütle” olarak düşmeye başlar. Stall’dan kurtulmanın tek yolu, hücum açısını (AoA) kritik seviyenin altına indirmektir.
✈️ Pilot Perspective: Uçağı kumanda ederken “ben bu uçağı uçuruyorum” demek yerine “ben bu uçağın dengesini ve enerji akışını yönetiyorum” vizyonuna sahip olmak, özellikle acil durumlarda (engine-out) uçağı kontrol altında tutmanın anahtarıdır.
Bölüm 2: Kontrol Yüzeyleri ve Aerodinamik Moment (Control Surfaces & Moments) 🕹️
Bir önceki bölümde uçağı etkileyen kuvvetleri incelemiştik. Bu bölümde ise pilotun bu kuvvetlerin uygulama noktalarını değiştirerek uçağı üç boyutlu düzlemde nasıl yönlendirdiğini analiz edeceğiz.
1. Üç Eksende Hareket (The Three Axes of Flight)
Uçak, tüm hareketlerini Ağırlık Merkezi (Center of Gravity – CG) üzerinden geçen üç hayali eksen etrafında gerçekleştirir:
- Lateral Axis (Yanal Eksen): Kanat ucu boyunca uzanır. Bu eksendeki hareket “Pitch” (Yunuslama) olarak adlandırılır ve elevatör ile kontrol edilir.
- Longitudinal Axis (Uzunlamasına Eksen): Burundan kuyruğa uzanır. Bu eksendeki hareket “Roll” (Yatış) olarak adlandırılır ve aileronlar ile kontrol edilir.
- Vertical Axis (Dikey Eksen): Gövdenin tam ortasından dikey geçer. Bu eksendeki hareket “Yaw” (Sapma) olarak adlandırılır ve rudder ile kontrol edilir.

2. Elevatör ve Yunuslama Kontrolü (Pitch Control) 🏔️
Elevatör, yatay stabilizatörün (horizontal stabilizer) firar kenarında bulunur. Pilot lövyeyi geri çektiğinde, elevatör yukarı kalkar.
- Sistem Mantığı: Yukarı kalkan elevatör, kuyrukta aşağı yönlü bir aerodinamik kuvvet (tail-down force) oluşturur. Bu kuvvet, uçağı yanal eksende bir kaldıraç gibi döndürerek burnun yukarı kalkmasını sağlar.
- Operasyonel Karşılık: Pitch kontrolü sadece tırmanış demek değildir; doğrudan Hücum Açısı (AoA) yönetimidir. Lövyeyi çekmek, kanadın hücum açısını artırarak uçağı stall limitine yaklaştırır.
3. Aileron ve Yatış Mekaniği (Roll Dynamics) 🎡
Kanat uçlarında bulunan aileronlar, birbirine zıt çalışacak şekilde tasarlanmıştır.
- Diferansiyel Hareket: Bir aileron yukarı kalkarken diğeri aşağı iner. Aşağı inen kanatta taşıma (lift) artarken, yukarı kalkan kanatta azalır. Bu dengesizlik uçağı uzunlamasına eksende döndürür.
- Adverse Yaw (Ters Sapma): Aşağı inen aileron sadece taşıma değil, aynı zamanda daha fazla sürükleme (drag) yaratır. Bu durum, uçağın burnunun yatış yönünün tersine sapmasına neden olur. Pilot bunu Rudder kullanarak sönümler.
4. Rudder ve Koordineli Uçuş (Yaw Control) 🛥️
Dikey stabilizatörün arkasındaki rudder, uçağın “burnunun nereye baktığını” belirler.
- Hata: Dönüşü Rudder Yapmaz! Uçağı döndüren kuvvet, kanatların yatış yapmasıyla oluşan yatay taşıma bileşenidir (horizontal component of lift). Rudder ise bu dönüşün koordineli olmasını, yani uçağın “kaymamasını” (slip/skid) sağlar.
- P-Faktörü ve Tork Etkisi: Pervaneli uçaklarda kalkış ve tırmanış sırasında oluşan motor torku ve aerodinamik sapmaları düzeltmek için rudder kritik öneme sahiptir.
5. Trim Sistemleri: Pilotun Yükünü Hafifletmek ⚖️
Trim, kontrol yüzeyleri üzerindeki fiziksel baskıyı (control pressure) sıfırlamak için kullanılır.
- Mantık: Pilot belirli bir süratte uçmak istiyorsa, uçağı o süratte dengeler. Uçak hızlandığında burun yukarı, yavaşladığında burun aşağı gitme eğilimindedir. Trim, pilotun sürekli lövyeyi itmesini veya çekmesini engelleyerek stabiliteyi korur.
⚠️ Operational Note: Yüksek süratlerde kontrol yüzeyleri çok daha hassastır. Düşük süratlerde ise yüzeylerin üzerinden geçen hava akışı azaldığı için aynı manevrayı yapmak için daha büyük kumanda girdileri gerekir.
✈️ Pilot Perspective: Kokpitte “lövyeyi çekmek” uçağı yükseltmez, uçağın hücum açısını değiştirir. Eğer motor gücü (thrust) yetersizse, lövyeyi çekmek sadece uçağı daha hızlı bir şekilde stall’a sokar. “Pitch + Power = Performance” formülü bu yüzden havacılığın altın kuralıdır.
Bölüm 3: Hava Süratleri, İrtifa ve Atmosferik Veriler (Airspeeds & Altitude)
Uçuş verileri, uçağın dışındaki hava moleküllerinin basınç ve sıcaklık değişimlerinin mekanik veya dijital olarak işlenmesiyle elde edilir. Pilot için bu veriler, yapısal limitler (V-Speeds) ve emniyetli uçuş için hayati referanstır.
1. Pitot-Static Sistem Mantığı 🧪
Uçağın hız ve irtifa bilgisini üreten sistem, dış ortamdaki iki temel basıncı karşılaştırır:
- Pitot Basıncı (Impact Pressure): Uçağın hareket yönüne bakan tüp (Pitot Tube) aracılığıyla alınan, havanın “çarpma” basıncıdır. Sadece Airspeed Indicator (ASI) bu basıncı kullanır.
- Statik Basınç (Ambient Pressure): Uçağın hareketinden bağımsız, bulunulan irtifadaki havanın kendi ağırlığıdır. Altimeter, VSI ve ASI bu referansa ihtiyaç duyar.
2. Hava Sürati Çeşitleri (The “V” Speeds Hierarchy) 🏎️
Kokpitte okuduğumuz hız ile uçağın gerçek hızı arasındaki fark, havanın yoğunluğuyla ilgilidir.
- Indicated Airspeed (IAS): Göstergede görülen hızdır. Aerodinamik kuvvetler (stall, flap limitleri) bu hıza bağlıdır çünkü bu hız, kanada çarpan “molekül sayısını” temsil eder.
- Calibrated Airspeed (CAS): IAS’ın montaj ve enstrüman hatalarından arındırılmış halidir.
- True Airspeed (TAS): Uçağın hava kütlesi içindeki gerçek hızıdır. İrtifa arttıkça hava yoğunluğu azaldığı için, aynı IAS değeri için TAS artar.
- Ground Speed (GS): TAS’ın rüzgar bileşeniyle düzeltilmiş, yere göre olan hızıdır.
3. İrtifa Tanımları ve Altimetre Ayarları 🏔️
Altimetre aslında hassas bir barometredir. Pilotun girdiği referans basıncına (QNH/QNE) göre yükseklik hesaplar.
- Indicated Altitude: Altimetrenin o anki basınç ayarına göre gösterdiği değer.
- Pressure Altitude (Basınç İrtifası): Altimetrenin standart basınç değerine (29.92 InHg / 1013 hPa) ayarlandığında gösterdiği irtifa. Performans hesaplamaları için temeldir.
- Density Altitude (Yoğunluk İrtifası): Basınç irtifasının sıcaklığa göre düzeltilmiş hali. Uçağın “kendini hissettiği” irtifadır. Sıcak hava, uçağın performansını düşürerek onu daha yüksek bir irtifadaymış gibi zorlar. ⚠️
- Hava süratleri ve irtifa konusunun en kritik ama en çok karıştırılan bölümü olan Altimetre Basınç Ayarları konusunu, Provia.space standartlarında, operasyonel eksikleri de tamamlayarak ele alalım.
Dökümanda QNH ve QNE üzerinde durulsa da, özellikle operasyonel emniyet için hayati olan QFE ve Transition (Geçiş) prosedürleri eksik kalmamalıdır. İşte derinlemesine inceleme: ✈️📉
Altimetre Referans Ayarları: QNH, QNE ve QFE
Altimetre aslında sadece bir dış basınç ölçerdir. Pilotun “kaç feet” yükseklikte olduğunu anlaması için, cihazın hangi basınç değerini “sıfır” veya “referans” kabul edeceğini bilmesi gerekir.
1. QNH (Nautical High): Bölgesel Deniz Seviyesi Basıncı 🌊
Tanım: İstasyonun (meydanın) bulunduğu noktadaki basıncın, deniz seviyesine (Mean Sea Level – MSL) indirgenmiş halidir.
Pilot Ne Görür?: Altimetresine o anki QNH değerini bağlayan bir pilot, irtifasını deniz seviyesinden (MSL) itibaren okur.
Operasyonel Not: Uçak pist başındayken altimetre meydan rakımını (Elevation) gösterir. Havacılıkta en yaygın kullanılan referanstır.
2. QNE (Standard Pressure): Standart Basınç 🌎
Tanım: Standart atmosfer basıncı olan 1013.25 hPa (29.92 InHg) değeridir.
Pilot Ne Görür?: Pilot bu ayarı bağladığında artık “Altitude” (İrtifa) değil, “Flight Level” (Uçuş Seviyesi) okumaya başlar. Örneğin; 30.000 feet yerine FL300 denir.
Neden Kullanılır?: Yüksek irtifalarda uçan tüm uçakların aynı referansı kullanması sağlanır. Böylece yerel basınç değişimlerinden bağımsız olarak uçaklar arasında dikey ayırma (separation) emniyete alınır.
3. QFE (Field Elevation): Meydan Basıncı 🏗️
Tanım: Basıncın pist seviyesindeki (veya meydan referans noktasındaki) gerçek değeridir.
Pilot Ne Görür?: Altimetresine QFE bağlayan bir pilot, pist seviyesindeyken “0” (sıfır) feet okur. Havada ise pistten olan yüksekliğini (Height – AGL) görür.
Operasyonel Not: Batı havacılığında (FAA/EASA) kullanımı azalmış olsa da, bazı Doğu Bloku ülkelerinde ve askeri operasyonlarda (özellikle patern eğitimlerinde) hala kullanılır. Yanlışlıkla QNH yerine QFE kullanılması, uçağın yere olduğundan daha yakın olması riskini doğurur! ⚠️
Eksik Kalan Parça: Geçiş Katmanı (Transition Layer) 🔄
Dökümanlarda genellikle referanslar verilir ama bu referansların ne zaman değiştirileceği atlanabilir. Bu operasyonel boşluğu şu kavramlarla doldurmalıyız:
Transition Altitude (TA): Tırmanışta QNH’ten QNE’ye (1013) geçilen irtifadır. (Örn: Türkiye’de genellikle 10.000 ft).
Transition Level (TL): Alçalışta QNE’den (Standart) tekrar yerel QNH değerine dönülen uçuş seviyesidir. ATC tarafından verilir.
Transition Layer: Bu ikisi arasındaki bölgedir. Burada düz uçuş (level flight) yapılamaz.
Hayati Kural: “High to Low, Look Out Below” ⚠️
Eğer yüksek basınçlı bir bölgeden alçak basınçlı bir bölgeye uçuyorsanız ve altimetrenizi güncellemezseniz; altimetre sizi olduğunuzdan daha YÜKSEK gösterir.
Gerçek: Siz yere çok yakınsınızdır ama altimetre “emniyetli irtifadasın” der. Bu durum CFIT (Kontrollü Uçuşta Yere Çarpma) kazalarının ana sebebidir.
4. VSI (Vertical Speed Indicator) ve Gecikme Faktörü 📉
VSI, statik basınçtaki değişim oranını ölçer.
- Trend vs. Rate: Modern olmayan sistemlerde VSI verisi yaklaşık 6-9 saniye gecikmeyle (lag) gelir. Pilotlar, tırmanış veya alçalışın başladığını önce Pitch Attitude (burun durumu) değişikliğinden, sonra VSI’dan teyit eder.
5. Mach Sayısı ve Sıkıştırılabilirlik 🔊
Yüksek süratli jet operasyonlarında (High-Altitude Aerodynamics), hız artık ses hızıyla olan oran (Mach) üzerinden takip edilir.
- Critical Mach Number ($M_{crit}$): Kanat üzerindeki hava akışının yerel olarak ses hızına ulaştığı hızdır. Bu noktadan sonra sürükleme (drag) hızla artar ve “Mach Tuck” gibi stabilite sorunları başlar.
⚠️ Operational Note: Yüksek irtifada (High Altitude), düşük hava yoğunluğu nedeniyle stall hızı (IAS) ile Mach limiti birbirine çok yaklaşır. Bu dar koridora havacılık literatüründe “Coffin Corner” (Tabut Köşesi) denir.
✈️ Pilot Perspective: Altimetreye doğru basınç değerini (QNH) girmemek, özellikle IFR uçuşlarda yerle temas (CFIT) riskini doğurur. “High to Low, Look Out Below” (Yüksek basınçtan alçak basınca geçerken dikkat et) kuralı, altimetrenin gerçekte olduğunuzdan daha yüksek gösterebileceğini hatırlatır. 📘⚠️
Bölüm 4: Kalkış ve Tırmanış Performansı (Takeoff & Climb) 🚀
Uçuşun en kritik aşamalarından biri olan kalkış ve tırmanış, uçağın statik enerjiden dinamik enerjiye geçtiği süreçtir. Bu aşamada pilot sadece lövyeyi çekmez; uçağın ağırlığını, hava yoğunluğunu ve pist uzunluğunu aerodinamik limitlerle (V-hızları) yönetir.
1. Kalkış Koşusu ve Rotasyon (The Takeoff Roll) 🛫
Uçak gaz açtığında, motor itkisi (thrust) sürüklemeyi (drag) ve tekerlek sürtünmesini yendiği anda ivmelenme başlar.
- $V_R$ (Rotation Speed): Burnun yerden kesildiği hızdır. Bu hız, uçağın ağırlığına ve flap konfigürasyonuna göre hesaplanır. Burnun çok erken kaldırılması, uçağı “Ground Effect” (Yer Etkisi) içinde hapseder ve tırmanışı imkansız kılar.
- Ground Effect (Yer Etkisi): Kanat ucu vortekslerinin yer tarafından kısıtlanmasıyla indüklenmiş sürüklenmenin (induced drag) azalmasıdır. Pilot, uçağın yerden kesildiğini hissettiği an aslında “sahte bir taşıma” içindedir; bu yüzden sürat emniyetli seviyeye (V2/Vy) gelene kadar uçağı tırmanışa zorlamamalıdır.
2. Tırmanış Hızları: Vx Vy Ayrımı 📐
Tırmanışta en çok karıştırılan iki temel hız vardır. Pilot, operasyonel ihtiyaca göre bunlardan birini seçer:
- Vx(Best Angle of Climb): En kısa yatay mesafede en fazla irtifa kazanılan hızdır. Genellikle pist sonunda bir engel (bina, ağaç vb.) varsa kullanılır.
- Vy(Best Rate of Climb): En kısa sürede en fazla irtifa kazanılan hızdır. Motor ve uçak performansı için en verimli tırmanış hızıdır.
3. Tırmanış Performansına Etki Eden Faktörler 🌡️
Performans, laboratuvar ortamında değil, atmosferin o anki durumuna göre belirlenir.
- Yoğunluk İrtifası (Density Altitude): Hava sıcak ve nemliyse, hava molekülleri birbirinden uzaklaşır. Bu durum motorun daha az güç üretmesine ve kanatların daha az taşıma (lift) üretmesine neden olur.
- Ağırlık Etkisi: Uçak ne kadar ağırsa, kalkış mesafesi o kadar uzar ve tırmanış oranı ($V_Y$) o kadar düşer.
- Rüzgar: Karşı rüzgar (headwind) kalkış mesafesini kısaltırken, arka rüzgar (tailwind) kalkış mesafesini dramatik şekilde uzatır ve tırmanış açısını düşürür.
4. Tırmanışta Motor Torku ve Sol Sapma Eğilimi (Left Turning Tendencies) 🔄
Özellikle pervaneli uçaklarda, kalkış ve tırmanış sırasında uçak sola sapma eğilimi gösterir. Pilotun bunu “Right Rudder” (Sağ Rudder) ile kompanse etmesi gerekir.
- P-Factor: Tırmanış açısında aşağı inen palın, yukarı çıkan pala göre daha fazla itki üretmesi.
- Gyroscopic Precession: Dönme hareketindeki cayroskopik tepki.
- Torque Effect: Pervane sağa dönerken uçağın gövdesinin sola dönmek istemesi.
5. Enerji Yönetimi: “Pitch + Power = Performance” 🔋
Tırmanış sırasında uçak, kinetik enerjiyi (hız) potansiyel enerjiye (irtifa) dönüştürür.
- Eğer sürat düşüyorsa: Ya motor gücü yetersizdir ya da yunuslama (pitch) açısı çok yüksektir.
- Pilot, hızı korumak için burnu (pitch) kullanır, tırmanış oranını kontrol etmek için ise motor gücünü (power) kullanır.
⚠️ Operational Note: Kalkıştan hemen sonra motor arızası (Engine Failure After Takeoff – EFATO) durumunda, en büyük hata burnu çekerek irtifayı korumaya çalışmaktır. Bu hareket uçağı saniyeler içinde stall’a sokar. İlk refleks “Nose Down” yaparak kanat üzerindeki hava akışını (hızı) korumaktır.
✈️ Pilot Perspective: Her kalkıştan önce “Eğer motorda bir sorun olursa ne yapacağım?” brifingini kendi kendinize yapın. Tırmanışta $V_Y$ hızını korumak sadece verimlilik değil, uçağın manevra kabiliyetini elinde tutması için bir emniyet marjıdır. 📘⚠️
Bölüm 5: Süzülüş, İniş Paternleri ve Flare (Glide & Landing) 🛬
Uçuşun en çok beceri gerektiren kısmı, uçağın sahip olduğu enerjiyi (irtifa ve sürat) hassas bir şekilde tüketerek tekerlekleri pistle buluşturmaktır. Bu aşamada pilot, uçağı bir “planör” gibi yönetmeyi öğrenmelidir.
1. Süzülüş Dinamiği (The Glide) 🦅
Motor gücü rölantiye alındığında (idle), uçağı ileri iten kuvvet artık motor değil, yerçekimidir.
- Süzülüş Açısı ve Mesafe: Uçak, ağırlık merkezinin (CG) etkisiyle hafifçe burun aşağı bir tutum sergiler. Yerçekimi bileşeni (gravity component), sürüklemeyi yenen bir itki kuvvetine dönüşür.
- L/Dmax (En İyi Süzülüş Sürati): Uçağın birim irtifa kaybına karşılık en uzun mesafeyi kat ettiği hızdır. Motor arızasında pilotun ilk hedefi bu hıza tutunmaktır. 📘
- Sürükleme Cihazları (Flap ve Spoiler): İniş yaklaşmasında süzülüş açısını dikleştirmek için kullanılırlar. Flaplar, sürati çok artırmadan daha dik bir alçalış profili sağlar.
2. İniş Paterni (Traffic Pattern) ve Stabil Yaklaşma 🔄
Havaalanı çevresinde standart bir dikdörtgen rota izlenir. Bu, trafiği düzenler ve pilota iniş için zihinsel bir hazırlık süresi tanır.
- Downwind (Rüzgar Altı): Piste paralel, iniş yönünün tersine uçulan bacak. İniş hazırlıkları (iniş takımı, ilk kademe flap) burada başlar.
- Base (Esas Bacak): Piste 90 derece açıyla uçulan, irtifanın ve süratin iniş değerlerine yaklaştırıldığı kritik aşama.
- Final (Son Yaklaşma): Uçağın pist doğrultusuna oturduğu bacak. Burada “Stabil Yaklaşma” kriterleri (sürat, süzülüş hattı, konfigürasyon) tam olmalıdır. ⚠️
3. Flare: Çöküşü Durdurma ve Dokunuş ☁️
İnişin en sanatsal kısmıdır. Uçağın dikey hızını (VSI) tekerlek koyma anında minimize etme işlemidir.
- Yuvarlama (Round-out): Pist eşiğine yaklaşırken burnun kademeli olarak kaldırılması.
- Tutunuş (The Flare): Uçak pistin hemen üzerinde süzülürken, pilot lövyeyi geri çekerek hücum açısını (AoA) artırır. Bu, sürati öldürürken uçağın yumuşakça çökmesini sağlar.
- Zemin Etkisi (Ground Effect): Tekerlek koymadan hemen önce uçağın “yastık” üzerinde gidiyormuş gibi hissedilmesi. Pilot bu etkiyi kullanarak uçağı piste “oturtur”.
4. İniş Sonrası Koşu (The Landing Roll) 🛑
Tekerlekler yere değdiğinde uçuş bitmez; uçak artık aerodinamik bir araçtan kara aracına dönüşür.
- Yönsel Kontrol: Sürat yüksekken rudder, sürat düştükçe tekerlek yönlendirmesi (steering) kullanılır.
- Frenleme: Aerodinamik frenleme (burnu yüksek tutarak havayı direnç olarak kullanma) ve ardından tekerlek frenleri ile duruş sağlanır.
5. Yan Rüzgar İnişleri (Crosswind Landings) 💨
Rüzgar pist ekseninden gelmediğinde pilot iki temel teknikten birini kullanır:
- Crab Method: Uçağın burnunu rüzgarın geldiği yöne çevirerek pist ekseninde düz gitmek. Dokunuştan hemen önce burun rudder ile düzeltilir.
- Sideslip (Kanat Düşürme): Rüzgarın geldiği taraftaki kanat hafifçe aşağı indirilir ve ters rudder ile uçak pist eksenine hizalanır.
⚠️ Operational Note: Eğer yaklaşma stabil değilse (çok yüksek, çok hızlı veya pist ekseninden kaçmış), en profesyonel karar Pas Geçmek (Go-Around) işlemidir. Pas geçmek bir başarısızlık değil, bir emniyet manevrasıdır. ✈️🔄
✈️ Pilot Perspective: İyi bir iniş, iyi bir yaklaşma ile başlar. Final bacağında uçağı “trim” etmek, flare esnasında uçağın ağırlığını ellerinizde hissetmenizi ve daha hassas bir dokunuş yapmanızı sağlar. 📘⚠️






